HÖH GENEL BAŞKANI MUSTAFA KARADAYI’NIN PARLAMENTO GRUBU ADINA OKUDUĞU BİLDİRGE

SAYIN MECLİS BAŞKANI,

SAYIN MİLLETVEKİLLERİ,

Dün Avrupa başkentlerinden Sofya’da bir islamofobi eylemi daha kayıtlara geçti. Avrupa başkentlerinden Sofya’da bazı şahıslar son derece küstahça, yüzsüzce ve affedilmez bir şekilde savunmasız kadınlara saldırdı. Sadece başörtüsü taktıklarından dolayı.  Sadece dinlerinin İslam olduğundan dolayı. Bu son derece endişe vericidir.  Bütün normal insanlar böyle bir vahşet karşısında şoktadırlar ve biz de Hak ve Özgürlükler Hareketi olarak, bu nefret eylemini şiddetle kınıyoruz.

Nefret söylemlerinin sıkça kullanılması, nefret tohumlarının ekilmesi, Müslümanların problemlere veya düşmana eşdeğer olarak dönüştürülmesi, oldukça endişe verici bir olgudur ve birisi buna ‘DUR’ demek zorundadır.

Hoşgörüden uzaklaşılması, farklı olanların da Bulgar toplumunun bir parçası olarak saygıdeğer birer Bulgar vatandaşı olma haklarının reddedilmesi, demokrasinin ve Avrupa değerlerinden hepimizi uzaklaştırmakta olduğu, ülkemizi risk altına sokmakta olduğu ve kötü bir ün oluşturduğu doğrudur. Maalesef uyarılarımız duyulmuyor. Ancak biz uyarmaktan ve hoşgörü çağrısında bulunmaktan vazgeçmeyeceğiz.  Bu, Sofya’da camide dua edenlere saldırı olayından sonra da böyleydi, sınırdaki saldırı sonrasında da böyleydi ve bugün de böyle. Kendi vatandaşlarını güvence altına alan bir devletin var olup olmadığı sorusunu, sert bir şekilde soruyoruz. Bu duruma dikkatinizi çekerim–kendi vatanlarında.

Bu sorunun mantıklı olduğuna emin değilim. 2011 yılında cami önünde dua eden Müslümanlara saldıranlar, Bulgar vatandaşlarının doğdukları evlere ziyaretlerini engellemeleri için sınırda kadınları tartaklayan şahıslar, bugün iktidardadırlar. Ülkedeki etnik barışa kefil olduklarını iddia eden iktidarın bir parçasıdırlar.

Dün yaşanan eylemi bugün sert bir şekilde ortaya koyuyoruz. Bulgar Parlamentosu’ndaki en büyük siyasi gücün sorumluluğunu üstlenmesi ve faillerin cezalandırılması için tüm gerekli önlemleri alması için çağrıda bulunuyoruz.  Gelecekte bu tür olayların önüne geçilmesi anlamına gelen tüm önkoşulların kaldırılması adına.  Çünkü bugün hala değerlendirilme ve tepki zamanı ise, yarın artık herhangi bir eylem için çok geç olabilir.

Barıştan daha önemli bir şey yoktur. Bir arada ortak çabalarla, beraberlik içinde, başarıyı arama ve ulaşma anlayışı içinde tüm etnik grupların barış içinde birlikte var olmasından daha önemli bir şey yoktur. Ancak bu tüm siyasetçilerin, devlet kurumlarının ve vatandaşların görevi ve sorumluluğudur. Esas olarak iktidarda olanların ve devleti yönetenlerin sorumluluğudur. Yabancı düşmanlığını ve nefreti müsamaha ederek, etnik barışa kefil olamazsın. Bu müsamaha, gerginliği kışkırtan ve etnik barışa tehdit koşullarını meydana getiren davranış modeli yaratmaktadır.

Son vaka net bir göstergedir: giyim yasağının hukuki tanımına bakılmaksızın, toplum bilinci İslam’ın geleneklerinde ve hatta İslam dışında da bulunan başörtüyü ayırt edemiyor ve yasalar tarafından yasaklanmış olarak kabul ediyor. Başörtüsü takmanın bir sorun teşkil etmesi normal değil.

İktidarın yanlış formülünü hatırlatmak ve düzeltme yapılması için acil önlemlerin alınmasını istemek gereksiz değildir. Biz aldanmayacağız ve iktidarda bulunan aşırı milliyetçilere ve yabancı düşmanlarına da her ne kadar söylemlerini değiştirseler de, çağrıda bulunuyoruz.

Aşırı milliyetçilerin, yabancı düşmanlarının ve yalandan vatanseverlerin iktidara dâhil edilmesiyle bu olaylar için koşullar yaratmakla kalmıyor, doğruluk ve gereklilik gibi uzun ömürlü hisler yaratıyor. Davranış olarak kınanmaları ve kökünden kazınmaları yerine, kötü önyargılar ve örnekler teşkil ediyor.

Ülkemizdeki demokrasiyi ve barışı tehdit eden her şey için, en büyük siyasi gücün sorumluluk taşıması ve alması gerektiğini, bir kez daha vurguluyoruz.

Bir kez daha herkesin dikkatini şunlara çekiyoruz:  Avrupa değerlerinden bizi uzaklaştıran, demokrasiyi yıkan ve barışı tehdit eden tüm unsurlardan kurtulalım. Sadece kınama ve nefret söylemlerinden vazgeçmekle kalmayalım, Bulgaristan etnik modelini ve birleştirici vatanseverliği,  gerçek birleştirici platform olarak uygulayalım.  Tüm Bulgar vatandaşlarının yararı adına.

Biz birlik ve beraberlik, hoşgörü ve barış vaaz ediyoruz.

Bunlar bizi birleştirebilir. Onlar bizim ortak geleceğimizin koşullarıdır. Onlar değerler temelinde çoğunluğu oluşturabilir ve ülkede istikrarı ve güvenliği sağlayabilir.

SAYIN MECLİS BAŞKANI,

SAYIN MİLLETVEKİLLERİ,

Tüm ayrımcılık ve nefret olaylarını,  tüm hoşgörüsüzlük eylemlerini, tüm etnik ve dini çatışmaları, Hak ve Özgürlükler Hareketi şiddetle kınamaktadır.

Bizim bildirgenin Millet Meclisi tarafından desteklemesi ve tüm ilgili makamların failleri cezalandırması için acil tedbirler alması adına çağrıda bulunuyoruz.

İstikrarın ve güvenliğin, Avrupa’nın gelişimini ve barışı sağlayacak böyle bir davranış modeli için hep beraber ve birlikte çalışalım.

Levski’nin söylediği gibi: ‘Her şey bizim birleşik gücümüzde yatıyor.’ Eğer hepimiz istiyorsak, birlikte başarı elde edebiliriz: beraberlik, barış ve anlayış içinde gelişen Bulgaristan’ı inşa edebiliriz.

İlginiz için teşekkürler!

Yazdır e-Posta

АЛДЕ
Либерален интернационал
Либсен
Европейски парламент
ЕС